Bugün: - Dinar Gündem Gazetesi

BÜYÜK BİRLİK PARTİSİ DİNAR İLÇE BAŞKANI NURİ ÇETİN’DEN BASIN AÇIKLAMASI

BÜYÜK BİRLİK PARTİSİ DİNAR İLÇE BAŞKANI NURİ ÇETİN’DEN BASIN AÇIKLAMASI
  • 20.12.2018
  • 1.272 kez okundu

BÜYÜK BİRLİK PARTİSİ DİNAR İLÇE BAŞKANI NURİ ÇETİN’DEN BASIN AÇIKLAMASI

Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Mustafa Destici’nin başlattığı “Doğu Türkistan’dan Yemene” zulme dur demek için başlatılan destek çağrısına (BBP) Dinar İlçe Başkanı Nuri Çetin’de  destek verdi.

 Dinar (BBP) İlçe Başkanı Nuri Çetin ilçe binasında yaptığı basın açıklamasında, Alperen Ocakları, partililer ve Türk Milliyetçileri ilçe binasını tıka basa doldurdular büyük bir kalabalığa hitap eden Çetin sağ duyulu olmamız lazım birlik ve beraberliğimizi tüm dünya duysun ifadelerini kullanarak sözlerine şöyle devam etti.

Başkan Nuri Çetin;  “Afyonkarahisar  Büyük Birlik Partisi il başkanlığının Çin zulmüne karşı protestolarını Dinar ilçe başkanı olarak destek veriyorum.  Doğu Türkistan’da yaşayan Uygurların yanındayız. Çin ülkesinin yaptığı soykırımın karşısındayız ve kınıyoruz. Ayrıca bizim başlatmış olduğumuz bu girişimi tüm siyasi partilerden ve Sivil Toplum Örgütlerinden de bekliyoruz saygılarımla…..”dedi

Büyük Birlik Partisi Dinar İlçe Başkanı Nuri Çetin’in beraberindeki  İrfan Durmaz’da konuşmasında şunları söyledi. Durmaz “Öncelikle Albayrak’tan Gökbayrak’a selam olsun.

Tuna’dan Tanrı Dağı’na,

Selenge Irmağı’ndan Orhun Vadisi’ne kadar

Tanrı Türk’ün olduğu her yere esenlik versin.

Çoğumuz, kullandığımız Uygarlık kelimesinin Uygurları kast ettiğini bilmeyiz. Bunun nedeni ise yerleşik hayata geçen ilk Türk toplumunun Uygurlar olmasıdır.Cumhuriyet Türkiye’si Türkçe’leştirme hareketi sürecinde Medeniyet kelimesi yerine Uygarlık kelimesini kullanmaya ve yaymaya çalışmamızın sebebi de budur.

Yüzyıla geldiğimizde Uygurlar tarihte üç vilayet inkılabı olarak bilinen ayaklanmayı gerçekleştirip, 1944 yılında Ali Han Töre başkanlığında “Doğu Türkistan Cumhuriyeti’ni” kurdular. Fakat ikinci dünya savaşını Rusya’nın kazanması üzerine Çin, Rusya’nın (Stalin) yardımıyla 1949 yılında bu devlete son verdi ve böylece o tarihten günümüze kadar Doğu Türkistan resmen Çin işgali altına girmiş oldu. Bir çoğumuzun bildiği Kaşgar ve Urumçi şehirleri aslında birer Uygur şehirleridir ve Kızıl Çin’in esareti altındadır.

İnsan hakları Evrensel Beyannamesi;

Madde 3 -Yaşamak, özgürlük ve kişi güvenliği herkesin hakkıdır.

Madde 4- Hiç kimse kölelik veya kulluk altında bulundurulamaz, kölelik ve köle ticareti her türlü biçimde yasaktır.

Madde 5- Hiç kimseye işkence yapılamaz, zalimce, insanlık dışı veya onur kırıcı davranışlarda bulunulamaz ve ceza verilemez.

Madde 6- Herkesin, her nerede olursa olsun, hukuksal kişiliğinin tanınması hakkı vardır.

Madde 7- Herkes yasa önünde eşittir ve ayrım gözetilmeksizin yasanın korunmasından eşit olarak yararlanma hakkına sahiptir. Herkesin bu Bildirgeye aykırı her türlü ayrım gözetici işleme karşı ve böyle işlemler için yapılacak her türlü kışkırtmaya karşı eşit korunma hakkı vardır.

Madde 8- Herkesin anayasa yada yasayla tanınmış temel haklarını çiğneyen eylemlere karşı yetkili ulusal mahkemeler eliyle etkin bir yargı yoluna başvurma hakkı vardır.

Madde 9- Hiç kimse keyfi olarak yakalanamaz, tutuklanamaz ve sürgün edilemez;

denilmesine rağmen iş Müslüman Türk’e geldiğinde tüm kuralların anlamını yitirdiği günleri yaşıyoruz. 1949 yılından bu yana işgâli altında tuttuğu Doğu Türkistan’da zulmünü her geçen gün artırarak devam ettiren Çin Hükümeti; Doğu Türkistan’da büyük bir insanlık vahşeti sergilemektedir. Can, mal, nesil, akıl, namus, inanç, eğitim, vb. her alanda onlarca senedir devam eden baskı ve zulmün yanına, ‘toplama kampları’ adıyla bir yenisi daha eklendi.

BM Irk Ayrımcılığının Ortadan Kaldırılması Komitesi CERD, Ağustos 2018’de “Doğu Türkistan’da aşırıcılıkla mücadele adı altında kitlesel tutuklamalar olduğunu” açıklamıştır.

Uluslararası Af Örgütü rakamlarına göre “Eylül 2018 itibariyle 1milyondan fazla kişi toplama kamplarında alıkonulmaktadır.” On binlerce insan, yakınlarından haber alamadıkları gerekçesiyle insan hakları örgütlerine başvurmaktadır. Herhangi bir yargılama yapılmaksızın ve hukuki karar olmaksızın bu toplama kamplarında alıkonulan insanlara fiziki ve psikolojik işkenceler yapılmaktadır. Sözde “yeniden eğitim merkezi” olarak tanımlanan bu kamplarda yetersiz beslenme ve çok geniş çapta sistematik işkenceler yapıldığına dair deliller BM başta olmak üzere uluslararası kuruluşların elinde mevcuttur. Kamplarda ayrıca yaşlı, çocuk, engelli ve hamile kadınların olduğu rapor edilmektedir.

Son iki yılda bölge genelindeki Uygur ve Kazak etnik gruplarından DNA toplanması, yoğun izleme faaliyetleri, yurtdışına yönelik ticari faaliyetleri olan kişilerin gözaltına alınması, aralarında Türkiye’nin de olduğu 26 ülkedeki Uygurlarla iletişim kuran herkesin suçlu kabul edilmesi, yurtdışındaki Uygurların ailelerine baskı yapılarak ülkeye dönmelerinin istenmesi, gözaltına alınan insanlardan haber alınamaması ve bölge genelinde parçalanan aileler Doğu Türkistan’da ihlallerin sistematik hale geldiğini göstermektedir.

Türk, Müslüman ve her şeyden önce bir insan olarak ; Çin Hükümetine ve uluslararası topluma sesleniyoruz ve talep ediyoruz:

  1. Çin Halk Cumhuriyeti ve Çin Komünist Partisinin, Doğu Türkistan’daki Uygur, Kazak, Kırgız vb. müslüman etnik guruplara karşı etnik ve dini ayrımcılık temelli politikalarına son vermesi,
  2. Çin Halk Cumhuriyeti’nin bu toplama kamplarında tutulan kişilere ve ailelerine dair gerçek rakamları ve isimleri açıklaması, kamplarda uluslararası kurum ve kuruluşların gözlem yapmasına fırsat tanıması,
  3. BM İnsan Hakları Konseyi ve diğer uluslararası kuruluşların, Çin’in devam eden bu ihlallerine karşı etkili adım atmaları,
  4. Doğu Türkistan’da yaşanan kitlesel ihlallerle ilgili uluslararası bağımsız araştırma komisyonu kurulması,
  5. Çin ile ekonomik ilişkileri güçlü olan bölge ülkelerinin ve Türkiye’nin, ihlallerin önlenmesine dair Çin Halk Cumhuriyeti nezdindeki baskıları arttırmaları çağrısında bulunuyoruz.

Türk töresine göre;

Gök Tanık olsun

Yer Tanık Olsun

Ağaç Tanık Olsun

Su Tanık Olsun

And İçtik Kinimiz dinimizdir.Doğu Türkistan Türk’dür Türk Kalacaktır.

Tek damla dahi olsa kanı akıtılan her Türk’ün intikamı alınacaktır.” Dedi

Çok büyük bir kalabalıkla basın açıklaması yapan Büyük Birlik Partisi Dinar İlçe Teşkilatı, Alperen Ocakları ve üyelerini ilçe binası almadı.  Başkan Nuri Çetin Partililere Çin ülkesi bu zulümden bir an önce vazgeçmesinin gerektiğini ifade etti.  

 

 

Etiketler: