DİNARLILAR ESKİ YILLARI ARIYOR
Reklam
Reklam

DİNARLILAR ESKİ YILLARI ARIYOR

Eski yıllarda Dinar’da yaşamış bu gün başka şehirlere göç etmiş insanlarımızı geriye getirip burada bu gün yaşananları gösterseniz ne derlerdi

Editor: Haber Editörü
08 Ekim 2020 - 17:33

DİNARLILAR ESKİ YILLARI ARIYOR 
                       Eski yıllarda Dinar’da yaşamış bu gün  başka şehirlere göç etmiş  insanlarımızı geriye getirip  burada  bu gün  yaşananları gösterseniz ne derlerdi acaba çok merak ediyorum? Eski Görgü kuralları, güzellikler uygarlıklar bu memleketten korkup kaçmış mı? Derlerdi. Gelenekleri, kültürü, sevgisi, saygısı  hiç  bir adım ilerlememiş,hatta var olanlar bile kaybolmuş yok olmuş. Onların yerini hoş olmayan uyduruk adetler, çirkin görüntülü  hareketlere bırakmış. İçerde yaşayanlar belki  bunların  farkında değiller , tamamını göremiyor fakat eski yıllarda burada yaşamış olanlar ,arada   birde olsa gelip  gidenler hemen farkına varıyor  ve  Dinar’da   yaşanan  O  güzellikleri  arıyorlar.   
                     Dinar’da yaşayan orta yaş ve yaşlılara sorarsanız “ Dinar’da eski günleri arıyor musunuz”? Diye hiç birisi hayır demez. Düğünlerinden nikâhına, siyasetinden sportif faaliyetlerine, dinlenmek için gittiğimiz parklarımızdan ticari hayatımız, trafik ve yaya kaldırımlarımıza kadar hepsi sinir bozucu hal, hareketlerle dolu. Yaz aylarında cadde ve sokakları kapatarak yapılan müzikli düğün ve eğlencelerin gecenin geç saatlerine kadar insanımızı rahatsız ettiği, Ezan ve namaz saatlerinde Hoparlörden gelen hiç olmazsa sesi kısmaları gerekirken aldırış etmeyen sorumsuzlar. Yine bazı düğünlerde güpegündüz şehrin merkezi yerinde silahların atıldığını görerek, duyarak kahroluyoruz. Yokmudur bunlara dur diyecek bir saygın memleketin eşrafı veya yetkilileri.
                      Trafik keşmekeş, sürücüler ise trafik kurallarına hiç ama hiç uyduğu yok.  Tali yollardan aniden önünüze  çıkanlar ve lambasız  Dörtyol kavşaklarında  trafik kaidelerini hiçe sayıp  son sürat arabanızı silme geçenler, özellikle bazı  kişiler tarafından araçlarının  susturucusunu boşaltıp bangır bangır  bağırttıkları bu araçları hiç mi duyan gören yok? .  10ila 15 yaşlarında çocukların direksiyon başlarında tehlike saçıyor,  Aklı başında sorumsuz sürücülerin şehrin en işlek yerinde ve yolun tam ortasına arabasını park ederek hemde kitleyip gidenler, park yapılmaması ve yolun devamlı açık kalması icap eden ulu cami önündeki yolun devamlı olarak trafik keşmekeşliğinin yaşandığı, trafik polislerine yapılan şikâyetlere rağmen bırakın araçları, yayaların bile geçemediği bu yola bir çözüm bulunmaması, yine bu yolun doğu kısmındaki hal caddesinin kaldırımları tüm esnaf tarafından işgal edilmiş kaldırımdan yola taşan mallarla dolu, bırakın yürümeyi kaldırımlarda ayak basacak yer yok. Satışa arz edilen halılar,kilimler,bisikletler,giyecekler,oyuncaklar ne ararsanız mevcut fakat yaya kaldırım kaybolmuş,yine yaya kaldırımlara park etmiş  taksiler,kamyonlar  hatta römorklu  traktörler bile var.İlğili Memurlar neden  yaşananları görmezler illaki şikayet edip dürtmek mi lazım?
                            İlçede malum çoğunluk deprem evlerinde  ikamet etmektedir. Müstakil bahçeli evlere alışmış olan  İlçe sakinleriyle kırsal alandan gelen mesleği çiftçi,besici olanlar için biraz daha  zahmetli  apartman daireleri ,zorunlu olarak yaşamak mecburiyetinde olan kültür düzeyleri,maddi durumları,    görüş açıları değişik kat sahipleri komşuluk ilişkilerini tam manasıyla  oluşturamamışlar .   Dört katlı ve on altı daireden oluşan apartmanlarda  dirayetli  yönetim ,yönetici olmadığı için müşterek alanlarda kullanılan elektrik ,temizlikçi ücreti sorun olmakta  bu işler için aidat toplanamamakta birkaçı aidatları  ödemedikleri içinde  sık sık münakaşalar,küslükler  ,geçimsizlikler hala devam etmektedir.Müşterek  kullanılması gerekli bahçeye kimseye sormadan ekip dikenler,kulübe yapanlar,apartmanda kaçak ve plansız ,ruhsatsız  pencere açanlar,tadilat yapanlar  çoğunluktadır. Sakın ha, yanılıpta “ kime sordun kardeşim?,neden  yapıyorsun  bunu “ Dediğin anda kavga hazır. Adam müşterek apartmana ait yeri kendi tapulu mülkü sanıyor.
                             ŞİMDİ YARIM ASIR  GERİYE GİDERSEK; hatta daha eskilere Dinar hiçte böyle değildi. O yıllarda okuma oranı şimdiye göre daha az,görgü kurallarını öğretici TV programları yok, fakat  aile  denen bir küçük toplum vardı , her güzel şeyler evde öğretiliyordu  hemde çok küçük  yaşlarda.Santral park başta olmak  üzere masalar  hep ailelerle dolar kimse kimsenin masasını rahatsız edecek şekilde bakmaz huzur içerisinde yemekler yenir tatlı sohbetler edilirdi.Düğünlere  özellikle balolara takım elbise  kravatsız gidilmez  dans  etsin ,etmesin  giyim kuşama   dikkat edilir görgü   kuralları   içerisinde hareket edilir,düğün  salonunun  pisti şimdiki  gibi    çocukların  koşmacı oynadıkları ,bağırıp rahatsız ettikleri yer değil, ciddi dans ederek düğüne ahenk  katan  çiftlerle  dolardı.  Mini etekli   kızlar şehrin  işlek caddelerinde gezerken kimse dönüp bakmaz, rahatsız etmezdi. Her sene spor kulübü yararına üç beş kez eğlence ,balo tertip edilir yakın İl ve İlçelerden bile gelenler olurdu.Günün koşullarına göre moda olan giysiler ,saçını yaptırmış bayanlar yanı sıra eşarp ile başını örtmüş olanlarda aynı masada oturur ortama uyum sağlarlar,olgun  yaşını başını almış kişiler bile içtikleri sigarayı avucunda  saklar ,mahallede bir cenaze olsa  radyo ve televizyonlar   açılmaz büyüklere saygı,küçüklere  sevgi ve şefkat   komşuluklar ön planda tutulurdu.
                            Şimdi ise birbirimize selam vermekten ,hayırlı günler, demekten  korkar olduk.Hal  ve  hatır sormuyoruz,hele  özür dilemek  hiç yok . Hayvanları  bile incitmekten korkan insanlarımız  nasıl eşinin ,dostunun,arkadaşının ,hemşerisinin,komşusunun kalbini kıracak kadar merhametsiz toplum haline geldi.İnsan kendisinden başkasını sevmiyorsa, kendisinden başkasına sevgi  göstermesi de  mümkün değildir.Apartman  içinde komşuların  birbirlerine sevgi ,saygısı yoksa  o binada, o ortamda yaşayan insanlar arasında  birbirine karşı selamsız, sabahsız ,Bayramından seyranından ,düğününden, ölüsünden,dirisinden  haberi olmayan   birbirine tamamen habersiz bir ilişki doğar ki , kişiler daha çok  yalnız, kindar  sevgi  ve saygıdan iyice uzaklaşmış olurlar. Sevgi, saygı ve hoş görü hayatı hayat yapan,  insanı insan yapan hoş duygulardır. Olaylar karşısında bile alttan almak,şefkat , güler yüzle yaklaşmak  bizi bulutlara yükseltip yüce Allahı da hoşnut edecektir. Unutmıyalımki üç günlük ömrümüzde Azrail her an hepimizin peşinde olduğunu sakın unutmayalım. Ne mutlu dünyada hiç karşılık beklemeden canı gönülden insanların yardımına koşanlara, güler  yüzlü  ve selamlaşmayı kendisine görev sayıp   sevgi, saygı ve şefkat insanı olanlara. Hoşa gitmeyen, sevilmeyen hata ve yasakları tekrar etmeden eski günlerdeki iyi ve güzel günleri yaşamak dileğiyle hoşça kalın.
SAYGILARIMLA. 05326675701

YORUMLAR

  • 1 Yorum
  • Azize Nur Bilgin
    1 ay önce
    Dinardan 15 yil once goc etmis biri okarak konusuyorum.. bubyaz geldigim Dinarin durumu icler acisi..gercekten gormekten ben utandim.. heryer ilerlerken Dinar koca bir koy olmus. Tabi bizim zamanimizda cok farkliydi.. uzulerek soyluyorum.. Nerde o eski halk. Nerde guzelim insanlar nerde..