Yalancının Mumu Yatsıya Kadar Yanarmış
Tahsin Baytar – Köşe Yazısı“Yalancının mumu yatsıya kadar yanar.”Ne kadar sade, ne kadar yerli yerinde bir söz değil mi?
Ama derinliği öyle büyük ki…Bugün toplum olarak yaşadığımız birçok sorunun temelinde, bu sözün işaret ettiği yalana sarılma alışkanlığı yatıyor. Küçük menfaatler uğruna çarpıtılan gerçekler, koltuk sevdasıyla örtbas edilen olaylar, hatta bazen “masum” denilen beyaz yalanlar…
Her biri, mumu yanan bir yalancının hikâyesini anlatıyor aslında. Ancak unutulmaması gereken şu: O mum mutlaka bir yerde sönüyor.Yalan ile yol alınmaz, yalancı ile yola çıkılmaz.Bu söz, yalnızca bireysel ilişkiler için değil; iş dünyasından siyasete, medyadan eğitime kadar her alanda geçerli bir evrensel ilkedir. Çünkü yalan, kısa süreli bir konfor sunsa da sonunda gerçeklerin duvarına çarpar. Bir şeyin üstünü örtbas etmek belki o an için işe yarar gibi görünür, ama o örtünün altındaki gerçek, bir gün mutlaka taşar, gün yüzüne çıkar.Bir başka deyimle: Foyası ortaya çıkar.Yani, hakikat saklanamaz. Ne kadar ustaca gizlenirse gizlensin, ne kadar süslü cümlelerle kamufle edilirse edilsin, gerçek günün birinde kapıyı çalar. O kapı çaldığında ise yalnızca yalancı değil, o yalana göz yuman, sessiz kalan herkes sorumludur.Toplum olarak kendimize sormamız gereken bir soru var:
Dürüstlüğün değeri neden bu kadar azaldı?
Birbirimize, kurumlara, hatta aynaya güvenimiz neden bu kadar sarsıldı?Belki de cevabı yine bu yazının ilk cümelerinde saklı: Çünkü birileri hâlâ yanan mumu sönmez sanıyor.Oysa biz biliyoruz:
Yalancının mumu yatsıya kadar yanar.
Ve o yatsı vakti geldiğinde, gerçeğin ışığı tüm karanlıkları bir bir aydınlatır...Dinar Gündem





